Sıkça Sorulan Sorular
Gözde beyazlaşma veya bulanıklık (korneal ödem), oftalmolojik bir aciliyetin habercisi olabilir. En yaygın tıbbi nedenler arasında Katarakt, Glokom (göz tansiyonu) ve Korneal Ülser yer alır. Yaşlı dostlarımızda merceğin yoğunlaşmasıyla görülen Nükleer Skleroz fizyolojik bir süreçken; katarakt, merceğin opasitesini yitirmesiyle karakterize patolojik bir durumdur. Erken teşhis edilmeyen beyazlaşmalar, kalıcı görme kaybı ve ağrılı süreçlere yol açabilir.
Kedilerde oküler akıntı (epifora), genellikle Feline Herpesvirus (FHV-1) gibi viral enfeksiyonlar veya klamidya kaynaklı konjonktivit belirtisidir. Akıntının rengi kritiktir: Şeffaf akıntı alerjik veya kanal tıkanıklığı kaynaklı olabilirken; sarı-yeşil (pürülan) akıntı, aktif bir bakteriyel enfeksiyonu işaret eder. Kornea zedelenmeleri de savunma mekanizması olarak aşırı yaşarmaya neden olur.
Korneadaki beyaz leke, çoğunlukla Korneal Distrofi, Lipid Birikimi veya iyileşmiş bir yaranın bıraktığı Sikatris (skartris) dokusudur. Ancak bu leke, aktif bir “Korneal Ülser”in de işareti olabilir. Özellikle merkezden başlayan lekeler, korneanın saydamlığını bozan ciddi bir inflamasyonun habercisidir ve uzman bir oftalmolog tarafından biyomikroskobik muayene ile değerlendirilmelidir.
Oküler hiperemi (göz kızarıklığı), basit bir iritasyondan üveit veya akut glokom krizine kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Kızarıklıkla birlikte gözü kısma (blefarospazm) ve ağrı varsa, bu durum kornea hasarı veya göz içi basınç artışını gösterir. Evde müdahale yerine, korneanın boyanarak (Fluorescein Testi) kontrol edilmesi, yanlış damla kullanımının (steroidli damlalar gibi) yaratacağı delinme riskini önlemek için hayati önem taşır.
Bir kedinin gözünü tam veya yarı kapalı tutması, tıbbi literatürde Blefarospazm olarak adlandırılır ve şiddetli göz ağrısının en net belirtisidir. Genellikle kornea üzerinde mikroskobik çizikler (erozyonlar), göze kaçan yabancı cisimler veya şiddetli konjonktivit bu duruma yol açar. Gözün zorla açılmaya çalışılması perforasyon (delinme) riskini artırır; bu yüzden acil oftalmolojik muayene şarttır.
Evet, köpeklerde kataraktın tek ve kesin tedavisi cerrahidir. İnsan hekimliğinde de altın standart olan Fakoemülsifikasyon (Fako) yöntemiyle, opaklaşmış mercek ultrasonik dalgalarla parçalanarak temizlenir ve yerine yapay bir intraoküler lens (IOL) yerleştirilir. İlaçla tedavisi mümkün olmayan katarakt, zamanında opere edilmezse üveit ve glokoma çevirerek gözün tamamen kaybına neden olabilir.
Veteriner oftalmolojisinde enfeksiyonların kendiliğinden geçmesini beklemek, doku kaybı riskini göze almaktır. Bakteriyel, viral veya mantar kaynaklı enfeksiyonlar, kornea katmanlarına yayılarak “Erime Ülseri” (Melting Ulcer) dediğimiz agresif bir sürece dönüşebilir. Uzman hekim kontrolünde hedefe yönelik antibiyotik veya antiviral tedavi uygulanmalıdır.
Korneal yaralanmalar genellikle şu belirtilerle kendini gösterir: Sürekli göz kırpma, ışığa hassasiyet (fotofobi), gözde aşırı yaşarma ve kornea yüzeyinde matlık. Kesin teşhis, klinikte uygulanan özel boyama testleri (rose bengal veya fluorescein) ile yaranın derinliğinin ve sınırlarının belirlenmesiyle konur.
“Cherry Eye” (Kiraz Göz), üçüncü göz kapağı bezinin dışarı doğru sarkmasıdır. Hayatın sonuna kadar hayati bir tehlike yaratmasa da, bu bez gözyaşı üretiminin yaklaşık %30-40‘ından sorumludur. Bez dışarıda kaldığında kurur ve enfekte olur. Tedavide bez asla kesilip atılmamalıdır (bu ileride Kuru Göz hastalığına yol açar); cerrahi olarak yerine dikilmelidir (Pocket Teknik).
Görme kaybı bazen aniden (SARDS gibi), bazen de yavaş yavaş gelişir. Köpeğiniz eşyalara çarpmaya başladıysa, karanlıkta yürümekten çekiniyorsa, göz bebekleri ışığa tepki vermiyor ve sürekli geniş (midriyazis) kalıyorsa görme kaybı başlamış olabilir. Menace Response (tehdit refleksi) ve Pupillar Işık Refleksi testleri ile görme yetisi profesyonelce ölçülmelidir.

